Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na hitap etti. “Tekno-kutuplaşma ve dijital-hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’na hitap etti

“Tekno-kutuplaşma ve dijital-hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”

22 09 2026

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul Salonu’ndaki 81. Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara hitap etti.

Konuşmasına BM’nin 81’inci Genel Kurulu’nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul Başkanlığını tamamlayan Annalena Baerbock’a teşekkür etti, başkanlık görevini devralan Khalilur Rahman’a da başarılar diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 10 yıldır BM Genel Sekreterliği görevini yürüten Antonio Guterres’e de çabalarından dolayı teşekkür etti.

Bir üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık, vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.

26 Haziran 1945’te Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi: ‘Biz Birleşmiş Milletler halkları, bir insan ömrü içinde iki kez insanlığa tarif olunmaz acılar getiren savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, adaletin korunması ve antlaşmadan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya, iyi komşuluk anlayışı içinde birbirimizle barışık yaşamaya, uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye karar verdik.’ demişlerdi. Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.”

Birleşmiş Milletler’e olan güvenin gerçekten artırılmak istenmesi durumunda yapılması gerekenlerin belli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek. Lübnan’da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak. Birleşmiş Milletler’e güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.”

“Mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz”

Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmaları gerekirken, diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu noktada bazı temel prensipleri sizlerle burada paylaşmak istiyorum:

  • Evvela uluslararası hukukun, güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkumdur.
  •  İkinci olarak, uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada, yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız. Türkiye olarak, bu ilkeyle hareket ettiğimiz, Karadeniz Tahıl Koridoru gibi her konuda netice aldık hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
  • Üçüncü olarak, iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz. Güvensizlik üzerine bina edilen bir siyaset anlayışının kazananı olmadığını tarih bize acı tecrübelerle pek çok defa göstermiştir.
  •  Dördüncü olarak, dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz. Biz, bunun yolunun ortak kalkınma, dayanışma ve bağlantısallıktan geçtiğine inanıyoruz. Birbirine yollarla, ticaretle, enerji hatları ve ortak üretimle bağlanan toplumlar, eninde sonunda huzur ve istikrarda da birleşecektir.
  • Son olarak, insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak, teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz. Bilinmelidir ki tekno-kutuplaşma ve dijital-hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin rızkını, yaşam kaynağını tabiattan aldığını ancak dünyanın çevre ve iklim noktasında ciddi tehditlerin eşiğinde bulunduğunu belirtti.

Hava, su ve toprağın yanında birçok canlının iklim değişikliğinden etkilendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin ve Pasifik bölgesinin iklim krizini iliklerine kadar yaşarken, ihtiyaç duydukları finansmana erişimde ciddi zorluklarla karşılaştıklarına dikkati çekti.

Bu yıl kasım ayında Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız. Avustralya ile geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31’i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u, özellikle COP31’i bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik hâline getirecektir. Bu fırsattan istifadeyle sizleri COP31 Liderler Zirvesi’ne davet ediyorum.

Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de ‘Dünya ortak evimizdir’ diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü. Şurası bir gerçek ki iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum.”

“İsrafın önlenmesine katkı yapmaya hazırız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim değişikliği kadar büyük bir başka tehlikenin de tüketim hırsıyla israf kültürünün yaygınlaşması olduğunu söyledi.

Dünyada her yıl 5,8 trilyon tabak yemeğin çöpe gittiğine, 2 milyar tonun üzerinde gıdanın israf edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada adaletten bahsedilemez. Türkiye olarak gerek israfın önlenmesi çalışmalarına gerekse küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Bu anlayışla Dr. Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğüne aday gösterdik. Desteklerinizi esirgemeyeceğinize inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya hızla değişirken insanlığın da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başladığını belirterek, Batı’da veba gibi yayılan İslam düşmanlığının bunların en başında geldiğini söyledi.

Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocuklarının son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz.” diye konuştu.

“Haksızlık karşısında susmayız”

Şair merhum Sezai Karakoç’un “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.” şiirini seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabb’im ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz, ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.

Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir, ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz, karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabb’im yolumuzu açık etsin, yâr ve yardımcımız olsun. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın ardından NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin daha adil bir dünya ve daha güçlü bir uluslararası sistem hedefini vurguladı.

İletişim Başkanı Duran, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu kürsüsünden bir kez daha Türkiye’nin adalet, barış ve insan merkezli mesajlarını güçlü bir şekilde tüm dünyaya duyurdu.

Gazze’de yaşanan insanlık dramını en açık ifadelerle uluslararası toplumun gündemine taşıyan Sayın Cumhurbaşkanımız; özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olmaya devam edeceğimizi vurguladı, Filistin’i henüz tanımayan ülkelere kararlarını gözden geçirme, Filistin’i tanıma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletlere duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi için köklü bir reform iradesine ihtiyaç olduğunu ifade etti. 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adaleti ve güveni tam anlamıyla sağlayamayacağını vurgulayarak ‘Dünya 5’ten büyüktür’ çağrısını bir kez daha yineledi.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletler kürsüsünde uluslararası hukukun güçlüye ve zayıfa göre değişmediği; açık diplomasinin, bölgesel sahiplenmenin, ortak kalkınmanın ve dayanışmanın esas alındığı daha adil bir küresel düzenin gerekliliğini ortaya koydu.

Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 Liderler Zirvesi’nin iklim adaletinin öne çıktığı, finansman ve teknoloji transferine ilişkin taahhütlerin somut adımlara dönüştüğü bir zirve olması temennisini paylaştı. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık hareketinin bugün uluslararası ölçekte güçlü bir çevre seferberliğine dönüştüğünü ifade etti.

Sayın Cumhurbaşkanımız, aile kurumunun ve çocukların korunmasının önemine değinerek, Türkiye’nin bu alandaki güçlü duruşunu kararlılıkla sürdüreceğini söyledi. Sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyonun toplumsal barış açısından oluşturduğu tehdidi vurgulayarak, hakikati savunmanın öneminin altını çizdi.

Yapay zekânın beraberinde getirdiği yeni risklere dikkat çekerek, bu alanda uluslararası düzeyde ortak bir hukuki çerçevenin oluşturulması ve Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen düzenleme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine işaret etti.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Suriye’den Ukrayna’ya, Kıbrıs’tan Kafkasya’ya, Afrika’dan Asya’ya; yapay zekâdan dezenformasyonla mücadeleye kadar birçok başlıkta Türkiye’nin barış, istikrar, diyalog ve ortak çözümden yana yaklaşımını dünyayla paylaştı.

Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi önümüzde iki yol var: Korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği büyütmek ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği birlikte inşa etmek.

Türkiye’nin tercihi bellidir.

Daha adil bir dünya ve daha güçlü bir uluslararası sistem. İnsanlığın ortak geleceği için Türkiye sözünü söylemeye, hakkı ve hakikati savunmaya devam edecek.”

Kaynak:https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskanierdogan-birlesmis-milletler-81-genel-kuruluna-hitap-etti

admin

About Author

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunları da beğenebilirsiniz

Genel

Arnavutluk’ta Yapay Zeka ‘Bakan’ olarak atandı

Arnavutluk hükümeti, yolsuzlukla mücadele için “Diella” adlı yapay zeka botunu bakan olarak atadı. Kamu ihalelerini yönetecek yapay zeka, rüşvet ve
Genel

Kazakistan Yapay Zeka çağında dijital dönüşüm devrimi yapacak !

Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev’in Kazakistan halkına hitabı: “Yapay zeka çağında Kazakistan: Güncel zorluklar ve dijital dönüşümle çözümleri” Değerli